Bolum 3 - Cumhuriyet, 20.06.2000
12 Mart döneminde Şule Yüksel Şenler hapse girerken Mehmet Şevket Eygi'nin yurtdışına kaçması öfke oluşturdu
Erbakan İsviçre'ye kaçıyorNurcular, MNP'ye kaymaları durdurmak amacıyla günlük bir gazete çıkarmaya karar verdiler. Yeni Asya adı verilen gazete, Süleyman Demirel'in, Boğaz Köprüsü'nün temelini attığı 21 Şubat 1970'te yayınına başladı. Yeni Asya gazetesinden başka Yeni Asya Yayınları da kuruldu. Gazetenin başına Mehmet Kutlular, yayınevinin başına Mustafa Polat getirildi.
İslami Hareket ve Türkeş kitabı, Zübeyir Gündüzalp 'in talimatıyla Türkiye'nin her tarafına gönderildi ve Nurcuların MHP'ye oy vermemesi için geniş bir kampanya yürütüldü. Said-i Nursi' nin CHP'ye karşı DP'ye oy verdiği, AP'nin de DP'nin devamı olduğu tekrar hatırlatıldı.
Fakat bu ilk açıktan muhalefet, birtakım sıkıntıları ve tereddütleri de beraberinde getirdi. Kimi yerde ''MHP'ye karşı olmak ve onlarla uğraşmak cemaate zarar verir'' dendi ve broşürün dağıtımına karşı çıkıldı. MHP aleyhtarı kampanyaya karşı çıkanlar arasında ilginç bir isim vardı: Fethullah Gülen .
Fethullah Gülen, 'Ağabeyler' e ilk muhalefet bayrağını MHP'ye yönelik savaşın hizmete yakışmadığını ifade ederek açtı.
Ağabeylerden Abdullah Yeğin, Bayram Yüksel ve Said Özdemir de MHP konusunda Fethullah Gülen gibi düşünüyor, Zübeyir Gündüzalp'e de bu nedenle karşı çıkıyorlardı. Adana'daki Nurcular da ''İslami Hareket ve Türkeş'' kitabını dağıtmama kararı aldılar.
MHP'nin Nurculara açtığı savaş
Buna rağmen çok büyük kitleye yön veren Zübeyir Gündüzalp, Nurcu toplumunun çoğunlukla bu mücadeleye girmesini sağlamış ve bu çalışma MHP'yi olumsuz yönde etkilemişti.
MHP, bu konuda sessiz kalmadı ve Sakin Öner önderliğindeki komandolar, İstanbul'da MHP aleyhtarı broşürün basıldığı matbaaya silahlı baskın düzenlediler ve bütün broşürleri alıp götürdüler. Bununla da kalmadılar, Nurcuların AP'den büyük paralar aldıklarını yaydılar.
Türkeş bir noktada daha düğmeye bastı; Nurcuların etkili oldukları ve onların diğer İslami çevrelerle irtibat sağladıkları dernekleri ele geçirme talimatı verdi. Hedef, dinci çevrelerin etkin olduğu MTTB idi. Mustafa Ok' u, dinci çevrelerin adayı olan Burhaneddin Kayıhan' ın karşısına aday çıkardılar. Nurcular diğer İslami gruplarla birlikte Burhaneddin Kayıhan'ı desteklediler ve seçimi kazanması sağlandı. Kavgalı geçen seçimde, MHP'liler ''Milliyetçi Türkiye!..'' diye bağırırken diğerleri ''Müslüman Türkiye!..'' sloganını attılar.
Fethullah Gülen ajan mı?
Fethullah Gülen, İzmir'de kendisine ait bir çevre oluşturarak kendisine bağlı kişilerden bir danışma kurulu, dershaneler ve yurtlar meydana getirmişti. Ama 'Ağabeyler Konseyi' nin tavrı, Fethullah Gülen ve çevresinin durumunu olumsuz yönde etkiledi. Hiç kimsenin, Mustafa Sungur 'un, hele hele Zübeyir Gündüzalp'in tavrına karşı koyacak ve direnecek gücü yoktu. Gülen hakkında birtakım söylentiler de yayıldı.
''Fethullah Hoca'ya dikkat edin, ayrı bir grup oluşturma hevesinde. Paraya ve gösterişe çok düşkün. Bu adamdan Nurculara da, ülkeye de fayda gelmez. Büyük ihtimalle de o bir ajan. Devlet Nurcuları bölmek için onu kullanıyor olabilir.''
Bu söylentiler bütün Nurcuları kapsayınca Fethullah Hoca'nın itibarı sarsıntıya uğradı ve İzmir civarındaki çevresinden kopmalar yaşandı.
Fethullah Hoca'nın tavrından haberdar olan Mehmet Şevket Eygi, bazı yeni çıkışlar yaparak etrafında yeni bir cemaat toplayabileceğini düşündü ve Bugün gazetesi vasıtasıyla Müslümanları Sultanahmet Camii'ne toplu sabah namazı kılmaya davet etti.
Sultanahmet Camii'nde toplu namazlar
Böylece Sultanahmet Camii'nde toplu sabah namazları başladı ve bu hareket ülkede gündem oluşturdu. Bugün gazetesi 100 binin üstünde tiraja ulaştı.
Zübeyir Gündüzalp önderliğindeki Nurcu grup, bu harekete karşı çıktı; Bugün gazetesini boykot edip toplu namazlara katılmama kararı aldı.
Bu tavırdan sonra toplu namaz gösterilerinin hızı kesildi ve Bugün gazetesinin tirajı 100 binden aşağıya düştü. Bu tavra rağmen kimi Nurcu gruplar toplu namaza katılmaya devam ettiler. Özellikle Müslüm Gündüz , bir ekipbaşı gibi bu hareketin içinde yer aldı.
Necmettin Erbakan milletvekili seçiliyor
12 Ekim 1965'te yapılan seçimde Konya'dan bağımsız adaylığını koyan Necmettin Erbakan, üç milletvekiline yetecek kadar oy alarak milletvekili seçildi. AP içinde kendine yakın kimi milletvekilleriyle yakınlaştı. Tevfik Paksu, Hüsamettin Akmumcu ile kurulacak parti için birlikte çalışmaya girişti. Tevfik Paksu, Hüsamettin Akmumcu ve arkadaşları, Nurculardan açıkça destek almaya çalıştıkları için beklemek zorunda kaldılar.
Erbakan'ın partisi: MNP
Zübeyir Gündüzalp, Paksu ve arkadaşlarına yüz vermedi. Bunun üzerine onlar da Mustafa Sungur'un peşine düştüler. Hac yolculuğuna hazırlanan Mustafa Sungur, ''Hele bir kurun da görelim bakalım'' cevabını verdi. Abdullah Yeğin, Said Özdemir ve Bayram Yüksel'den de destek sağlanmış olduğu için Erbakan'la birlikte resmi görüşmeler hızlandı. Erbakan ve arkadaşları ''Hak geldi, batıl zail oldu'' ayetini slogan haline getirerek Milli Nizam Partisi'ni kurdular.
Parti, bütün dini çevrelerde bayram sevincine yol açtı. Bu coşkuya Nurculardan da katılanların sayısı çoktu. Seçimden birinci parti çıkan AP, hükümet kurma çalışmaları yaparken bakanlık beklentisi içinde olan kimi milliyetçileri kabineye almayınca bir huzursuzluk başladı. Bir anda Demirel'in masonluğu gündeme geldi. Sadettin Bilgiç, Aydın Yalçın, Mehmet Turgut önderliğinde 72 milletvekili, ''Demirel seçimden önce Müslümanları, seçimden sonra da milliyetçileri tasfiye ediyor, partiyi tamamen masonlara teslim edecek'' diyerek hükümete güvenoyu vermemeyi kararlaştırdılar.
Demirel olayı ciddiye almadı, onları muhatap kabul etmedi. Ama AP içinde ciddi bir kriz söz konusuydu. Partiden toplu istifalar gündeme geldi. Bu durum karşısında Nurcular devreye girdiler. Bekir Berk, milletvekilleriyle tek tek görüşüp istifalarından vazgeçirmeye çalıştı. 30 kadar milletvekilini ikna etti. Demirel onlarla birlikte eksik kalan birkaç oyu, CHP'den transfer ederek karşıladı ve hükümet güvenoyu aldı.
AP bölünüyor
Bu arada AP'den 41 kişi ayrıldı ve Kırkbirler yeni bir parti arayışına girdiler. MHP ve Erbakan ise bu gelişmelerden ümitlendi. Ama 41'ler'den Sadettin Bilgiç, Mehmet Turgut, Ferruh Bozbeyli, Rasim Cinisli gibi isimler, Celal Bayar'la görüşüp Demokratik Parti'yi kurma kararına vardılar. AP'nin bölünmesi, Milli Nizam Partisi'nin aktif çalışması, Nurcuları tedirgin ediyordu.
Seçimde umduğunu bulamayan ve sadece Türkeş'i Adana'dan seçtirebilen MHP de Nurculara çengel atmıştı. MHP seçimde başarısızdı, ama gençliği yönlendirmekte ve ülkücü gençliği solcu gençlere karşı harekete geçirip olaylar çıkarmada başarılıydı.
MHP'liler, Türkiye'yi komünistlerden kurtarmak için mücadele ettiklerini, Türkiye için şehit düştüklerini söyleyerek İslamcı çevrelerin gençlerini de etkiliyorlardı. Ülkücülük, İslamcı Milli Mücadeleci gençleri de arasına aldı ve bu akımı iyice zayıflattı.
Nurcular günlük gazete çıkarıyor
Milli Nizam Partisi'nin kurulmasını önlemeye çalışan fakat başaramayan Nurcular, tabanlarından partiye kaymaları durdurmak amacıyla günlük bir gazete çıkarmaya karar verdiler. Yeni Asya adı verilen gazete, Süleyman Demirel' in, Boğaz Köprüsü'nün temelini attığı 21 Şubat 1970'te yayınına başladı.
Yeni Asya gazetesinden başka Yeni Asya Yayınları da kuruldu. Gazetenin başına Mehmet Kutlular , yayınevinin başına Mustafa Polat getirildi. Bekir Berk , Mustafa Polat, Hekimoğlu İsmail, Ahmet Şahin, Necmeddin Şahiner gibi isimler artık günlük yazılarını gazetede yazıyorlardı ve cemaati yanlış yollara gitmemesi için uyarıyorlardı. Bu yazılarda, MNP'ye kapılmamaları, AP'den kopmamaları da tavsiye ediliyordu.
Yeni Asya ismi zamanla cemaatle bütünleşti. Zübeyir Gündüzalp'in liderliğindeki cemaat, o zamandan itibaren 'Yeni Asya Cemaati' adıyla anıldı. Gazete cemaatin üzerinde etkin bir rol üstlendi.
Gazetenin etkinliği artarken 29 yaşındaki Mustafa Polat bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Polat, gazetenin her şeyi idi ve yokluğu büyük bir sıkıntıya neden oldu.
12 Mart muhtırası
Türkiye'nin gündemini, 1965 seçimlerinde 15 milletvekilliğini kazanan Türkiye İşçi Partisi işgal ediyordu. TİP sayesinde ilk kez sosyalistler Meclis'te yer aldılar.
Yükselen sol dalga ve emekçi hareketi, yönetici sınıflar açısından korkutucu bir gelişme olarak kabul edildi. Süleyman Demirel'in AP'si Meclis'te TİP milletvekillerini konuşturmamak için elinden geleni yaparken ülkücü komandolar solcu gençlerin üzerine sürüldü. Solun gelişmesini engellemek amacıyla bir ''sağ-sol çatışması'' havası yaratıldı.
12 Mart 1971 muhtırası işte bu koşullarda gündeme geldi. Askeri darbe solun üzerine yürüdü. İlk başta İslamcı kesime yönelik bazı girişimlerde bulunduysa da sonuçta darbeciler sağcılarla ittifak yaptı.
12 Mart muhtırası Türkiye'deki kimi dengeleri bozacak kadar etkiliydi. TİP kapatıldı. TİP kapatılınca denge olsun diye MNP de kapatıldı. MNP'nin lideri Necmettin Erbakan, rahatsızlığı gerekçesiyle yurtdışına, İsviçre'ye gitti.
Kapatılan Bugün ve Sabah gazetelerinin sahibi Mehmet Şevket Eygi yurtdışına kaçtı. Şule Yüksel Şenler, Necip Fazıl gibi yazarlar ise yargılandılar. Kadın yazarlardan Şule Yüksel Şenler hapse girerken Mehmet Şevket Eygi'nin yurtdışına kaçması dini kesimde öfke oluşturdu.
12 Mart'tan sonra TİP kapatılınca denge olsun diye MNP de kapatıldı. Mehmet Şevket Eygi yurtdışına kaçarken bazı İslamcılar yargılandı.
12 Mart muhtırasından sonra Demirel hükümeti istifa etti, yerine Nihat Erim hükümeti kuruldu. Yeni Asya gazetesi, Demirel'i düşürdüğü için 12 Mart'ın aleyhinde şiddetli yazılar yayımlayınca, gerici yayın yaptığı iddiasıyla Nihat Erim hükümeti gazeteyi kapatmak istedi. Bu iş İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün'ün yetkisindeydi. Faik Türün gazeteyi kapatmak istemedi ve ''Yazılı emir verin kapatayım'' dedi. Bekir Berk, Mehmet Kutlular, Servet Armağan, Hasan Yalçın ve Ali Demirel birlikte Faik Türün'ü ziyaret ettiler. Nurcularla Faik Türün çok samimi bir görüşme yaptılar. Türün Paşa, ''Çok sert yazıyorsunuz arkadaşlar'' diye uyararak üsluplarını yumuşatmalarını istedi. Nurcular, 'Paşa'lar tarafından böyle himaye görürken solcular büyük takibatlara uğradılar. Tutuklandılar, hapse atıldılar, işkencelerle yüz yüze geldiler.
Bu dönemde Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan idam edildi.
Ülkücüler genelde sağ gençlik üzerinde etkili oluyordu. Pek çok AP'linin çocuğu ülkücü olmuştu. Ülkücü gençlik, Nurcu gençliğe de çengel atmıştı.
Nurcu gençliği pasiflikle suçluyorlardı:
''Siz düşman gördükçe 'Hicret sünnettir' deyip kaçıyorsunuz. Bizse 'Cihat farzdır' diyerek koşuyoruz.''
O dönemde Anayasa Mahkemesi'nde Milli Nizam Partisi hakkında kapatma davası açıldı, başsavcı partiyi gericilikle suçladı. MNP'nin mağdur duruma düşmesi, o güne kadar partiye mesafeli davranan Nurcuları da etkiledi ve ''İslamın partisi olduğu tescil edildi'' diyerek MNP'ye yöneldiler. Bugüne kadar Atatürk ve İnönü ile kıyasıya mücadele eden Nurcular, ''MNP tam aradığımız parti'' düşüncesine geldiler. Zaten Kadir Mısıroğlu, Necip Fazıl, Mehmet Şevket Eygi gibi MNP yanlısı yazarlar da cumhuriyet devrimlerine karşıydılar. Kimi MNP'liler de bu konuda konuşmalar yapmaktan çekinmiyorlardı.
Nurcuların tabanında çatlamalar ve kaymalar olmuştu. Bilhassa küçük şehirlerdeki, kasaba ve köylerdeki Nurcular, MNP'nin saflarında faal olarak çalışıyorlardı.
Fethullah Gülen, İzmir ve Ege Bölgesi'nde vaazlarıyla ağırlığını hissettirmeye başlamıştı; Nurcuların önde gelenlerinin tavsiyelerine pek uymadığı da görülüyordu. Ağabeylerden Mustafa Sungur'un ona ''Nur dershaneleri aç'' demesine rağmen Fethullah Gülen
bu isteğe başlangıçta uymadı. Daha sonra yakınlarından Mustafa Birlik ve Mehmet Metin ile birlikte kendine özgü, sonraları ''Işık Evleri'' diye anılacak olan dershaneleri açmaya başladı. Üstelik Said-i Nursi'nin kitaplarını değil, sadece kendisinin hitabetini ön plana alan bir çalışma tarzı tutturdu. Fethullah Gülen'in konuşmaları kasetlere alınıyor ve bu kasetlerle özellikle Ege
Bölgesi'nde hem taraftar hem de para sağlanıyordu. Abdullah Yeğin, Hulusi Efendi, Şerafettin Kartal, Bayram Yüksel ve diğer önemli Nurcu Ağabeyler ''Bantla hizmet olmaz'' diye bu örgütlenme tarzına karşı çıktılar. Buna rağmen, Fethullah Gülen bu tarzda ısrar etti. Kemal Erimez, Mustafa Birlik, İlhan İşbilen, Cahit Tuzcu, Bekir Akgün, Mustafa Asutay gibi bölgenin ileri gelen Nurcuları da Fethullah Gülen'in yanında yer aldılar. Fethullah Gülen, Nurculuğun içinde bir 'Fethullahçılık' oluşturma çabasına girmişti. Üstelik Fethullah Hoca vasıtasıyla cemaate katılanların bazıları Fethullah Hoca'ya Mehdi, Hz. İsa, Kahtani gibi manevi sıfatlar yakıştırıyorlardı.