Anasayfa / Kitap & Edebiyat / NE OLDU BİZE?

NE OLDU BİZE?

NE OLDU BİZE?

 

Ne oldu bize?

 

New York’taki ikiz kuleleri indiren nefret Batı toplumlarının akıl sağlığını bozdu.

Müslüman toplumların terörist üretmesini önlemek yolunda bulabildikleri çare şudur:

Hz. Muhammed’e inanan toplumlara ılımlı İslâm’ı önermek ve sevdirmek...

Bu amaca Türkiye’deki laik rejimi sulandırıp İslâmi referansları artırarak ulaşacaklarına inanıyorlar.

 

O nedenle AKP’nin laiklikle çatışan icraatına destek veriyorlar. Dine dayalı rejimler altında yaşayan Müslüman toplumlara “ılımlı İslâm”ı önerirken model gösterecekleri Türkiye’nin içindeki direnişten rahatsızlık duyuyorlar.

Elbette dertleri kendi güvenliklerini sağlayacağına inandıkları senaryonun başarıya ulaşmasıdır, yoksa Türkiye’nin istikrarı değil.

Unutulan şu ki, örnek gösterilen “ılımlı Müslüman demokrasi” siyasal değil ama toplumsal anlamda bugün ülkemizde yaşıyor. Fakat dikkat... Bu ılımlı Müslüman toplum varlığını, laikliği koruyan ve önemseyen yönetim modeline borçludur.

Türkiye’yi “ılımlı İslâm demokrasisi” yapmaya uğraşanlar laik demokratik rejimin dini ve ibadeti baskı altında tuttuğu önyargısından hareket ediyorlar.

Bu yanlıştır. Türkiye’de dini aşırılıkların bunca kışkırtmaya rağmen ciddi bir tehdit boyutu almaması, insanların din ve inanç özgürlüklerini en geniş anlamda kullanıyor olmasındandır.

Bir gören çıktı...

Yani laiklik Türkiye’yi dinsiz yapmadı, tersine dinin özüne en uygun anlamda yaşanmasını sağladı. Bu denge laiklik budanarak bozulacak olursa rejimin ılımlı yamaçtan radikal şarampole yuvarlanmayacağını kimse garanti edemez.

O yamaç kaygandır.

Duran, tutunan Müslüman toplum olmadı orada!

New York Times gazetesinden Roger Cohen bu kritik eşiği görebilen ender yabancılardan biri oldu.

Türkiye’de “ülkenin ruhu için bir savaş” sürdüğünü, kapatma kararı çıkmazsa daha iyi olacağını, ancak açılan davanın AKP’nin kendini toplaması bakımından memnuniyet verici olduğunu yazdı.

“Modern Türkiye’nin laik temelleri, en hoşgörülü Müslüman toplumunun yaratılmasında esas olmuştur. Mücadele etmeden tehlikeye düşürülmemeli!” diye ekledi.

Bir yabancının bile gördüğü bu gerçekleri, bazı siyasetçilerimiz ne yazık ki inkâr edebiliyorlar.

“Yalnız gayrimüslim azınlık değil Müslüman çoğunluk da dini özgürlükler konusunda sorunlar yaşıyor” diye Türkiye’yi yabancılara bizim Dışişleri Bakanı müzevirlemedi mi?

Travma geçirmiş!

Dün de AKP’nin ikinci adamı Fırat’ın New York Times gazetesinde devirdiği çamlar günün tartışması oldu.

Fırat, cumhuriyetin üstünde yükseldiği devrimleri, Türk halkının bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştiren, dinsel yollarını dağıtan bir travma olarak nitelerken, Atatürk dönemini de baskı yılları gibi anlattı.

“Acaba bu konuşmalar, AKP hakkındaki kapatma kararını çabuklaştırsın diye Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bir tahrik mi?” diye düşünürken Fırat basının önüne çıktı ve bu izlenimin uzun konuşmasına uygulanan hatalı özetlemeden ileri geldiğini öne sürdü.

Aslında hata inkârcılığın egemenlik alanını genişletmesindedir.

Yıllar önce Fransız Noell Roger gazetesi şunu yazmıştı:

“Atatürk’ün kurtarıcı olduğunu, milletlerin en vefalısı olan Türkler asla unutmayacaklardır.”


Ne oldu bize?

Güngör MENGİ

Vatan,24.06.2008

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!