Anasayfa / Seyahat / Evrim

Evrim



Evrim
Murat Gülsaçan

Ilk ata canlilar nasil meydana geldi?
Her canlinin ilkel tek hucreli bir atasi var miydi?
En basta kac tane ata canli vardi?
Canlıları daha karmaşık yapılar şeklinde organize olmaya iten sebep nedir?

Darwin'in Arka Bahcesi; sitemizin adini koyarken Darwin'i ve evrimi vurgulamak Ercin'in fikriydi. Evrim Kuramina ve Darwin'e karsi son birkac yildir surdurulen bilimdisi saldirilara karsi guzel bir tepki olacakti. Peki neden "Arka Bahce"?... Bugun Evrim Kurami artik biyolojinin temel dusuncelerinden birisi haline gelmistir. Bir bilimadami canli ya da canlilikla ilgili her hangi bir yeni olguyla (bir mekanizma, bir fonksiyon ya da yeni bir tur) karsilastigi zaman ilk sordugu sorulardan birisi bunun evrimsel mekanizma icerisinde nasil gelistigidir. Evrim kurami olmadan biyolojiyi, canliyi ve canliligin mantigini anlamak bana pek mumkun gorunmuyor, eminim ki pek cok bilimci icinde durum ayni... Evrim "Nereden geldik, nereye gidiyoruz?" sorusunun sadece biyolojik degil fiziksel ve kimyasal acidanda da tek bilimsel cevabi olarak onumuzde duruyor. Her ne kadar kotu ve ard niyetli ya da en azindan bilimdisi kisilerce tersi iddia edilse de Evrim Kurami pozitif bilimcilerin tamamina yakininca kabul gormus ve onlarin evreni anlamak icin bakinip durduklari en genis ve guzel manzarali pencerelerden biri haline gelmistir. Bilim ve bilimadamlari icin durum boyleyken neden genis insan kitleleri varoluslarinin kanunlarina bu kadar uzaklar ve neden "evrim" denilince insanlar korkarak ve cekinerek yaklasiyorlar. Neden Papa bile evrimi doganin yasasi, kendi deyimiyle "yaratilisin yasasi" olarak ilan ettigi halde bir takim insanlar hala dini kullanarak insanlari bilimden uzak tutmaya calisiyorlar. Bunlarin cevabini vermek benim isim degil. Ancak bilimadamlarina ve bilimle ilgisi olan benim gibi insanlara dusen gorev, gerceklerden uzak tutulmaya calisilan insanlarla bilimi kucaklastirmak olmalidir. Asagida okuyacaginiz yazi da bu amac dogrultusunda yazilmaya calisilmistir. Ne derece basarili oldugumu ancak okuyarak anlayabilirsiniz.


Yazdiklarimin cok buyuk bir bolumunu, neredeyse hepsini ALI DEMIRSOY "YASAMIN TEMEL KURALLARI" CILT I KISIM I'de de bulabilirsiniz. Bazi yerler aynen alinmistir.


Yazimi okumaya karar verdiginize gore bazi sartlarimi da kabul edersiniz herhalde: Okuma sirasinda kendinizi Napolyon gibi hisseder de "Peki tanrinin bu iste yeri ne?" diye sorarsaniz, cevabim Napolyon'a verilen cevapla ayni olacak: " Bu varsayima gerek duymuyorum." Bilim; evreni hic bir mistik guce gerek duymadan olculup, hesaplanabilecek olgular uzerinden anlamaya calisma isidir. SORU :Bilim materyalist midir?
CEVAP :Kesinlikle!. Bilimin isi, evrenin gerceklerine ulasmaktir. Tanriyi ispatlamak veya yalanlamak istiyorsaniz; lutfen felsefeye basvurunuz. Bu tamamen benim gorusum olmakla beraber bu tarz amaclar dusunce spektrumunun neresinde olursa olsun bilime zarar verir. Bilimle tanriyi tartismanin, bence, manavdaki kuzu cigerinin deli dana tasiyip tasimadigini tartismak kadar anlami vardir. Butun bunlarda anlastiysak simdi sizi bilime; dogmalara asla yer olmayan gercekler dunyasina davet ediyorum. Eger yazimi okuyup bitirdiginizde kafanizda bir tek "Acaba mi?" sorusu olusturabilirsem kendimi basarili sayacagim. CANLILIGIN OLUSUMU VE EVRIM HAKKINDAKI DUSUNCELERIN GELISIMI: EVRIM DUSUNCESININ EVRIMLESMESI

Canlilari tanri yaratti da koyuverdi demek ne kadar kolay ve rahatlaticiysa bir o kadar da bilimdisidir. Boyle bir aciklamayla yetinerek de bilim ve teknolojide gelebildigimiz yer gayet aciktir. Peki o zaman canlilar nasil olustu: evrim ve canliligin olusumu uzerine ilk fikir yuruten insan Darwin degildi. Filozof ve bilimadamlari antik caglardan bu yana bu konu uzerine dusunup kafa yormuslar ve bazi dusunceler ileri surmusler. Kendiliginden Olus (ABIYOGENEZ) :

Bu gorus, yanlisligi ispat edilinceye kadar yuzyillar boyunca insan ve bilim cevrelerince kabul gormustur. Bu yuzden hala bu gorusun ekolarini anne ve babalarimizda bulabiliriz.

Simdi su sorularin kacina "kendiliginden oldu" cevabinin anne ve babamiz tarafindan verildigini bir dusunun bakalim : Tursu neden bozuldu? Meyva neden kurtlandi? Bu guveler nerden geldi boyle, halbuki her yeri sikica kapatmistim? (Demek ki kapatamamis) Oluler nasil kurtlanir? Ciceklerim durup dururken sineklendi, kac senedir boyle bisey yoktu, nereden geldiler ki? Ekmek kuflenmis, vs...

Bu liste bu sekilde uzayip gider. Bunlari soyleyen insanlarin haberdar olmadiklari sey bakteriler, omurgasizlarin yasam dongusu ve havada ucusup duran sporlardir.

Abiyogenez, yani canli varliklarin cansiz ortamdan kendiliginden birdenbire ortaya cikmalari dusuncesi sadece bakteri, mantar ve gorece ilkel duran kurtcuklarla sinirli degildi. Aristo baliklarin dere tabanindaki camurdan olustugunu ileri surmustu. Bazi denizcilerse Hindistan'da icerisinden kuzularin ciktigi lahana benzeri bitkilerin efsanelerini anlatiyorlardi.

Bu gorusu savunan bilim adamlariysa yaptiklari bir deneyle kirli bir gomlek ve bugday tanelerinden yavru farelerin olustugunu gostermislerdi. Aslinda duzenege bir de fare kapani ekleselerdi ergin hamile farelerin de olustugunu gosterebileceklerdi. Fakat birkac oyun bozan bilimadami bu fikirden hoslanmamis olacaklar ki bazi deneyler yapmaya karar verdiler. Amaclari canli varliklarin ancak canli varliklardan meydana gelebilecegini ispatlamakti.Biyogenez, abiyogeneze karsi: Buyuk bir tartisma basladi. Francesco REDI agzi sikica kapali kavanozlardaki balik, et suyu ve birkac hos kokulu karisimda uzun sure hic bir yasam belirtisi olmadigini gordu ve canliligin kendiliginden olusamayacagini one surdu. Ancak abiyogenezci bilimadamlari havada ve her tarafi kusatan bir yasam kaynagindan bahsediyorlardi.Cansiz maddeyi canlanip etrafta gezinmeye tesvik eden bu guc, kapali kavanozun icine giremiyordu ya da varsa bile canliyi olusturamayacak kadar yetersizdi. Bu yuzden kapali kavanozda canlinin olusamamasi gayet normaldi. Kapaklar acildiktan bir sure sonra ise canlilar sanki fiskirircasina ortaya cikiyorlardi ; tartismalar iki yuzyil daha surdu.

Pasteur et suyunun, uzerinde kurtlar olusmadan once ucusan sineklerden ve havada bulunan kucuk yaratiklardan suphelenmis olacak ki et sularini ve cam balonlarini alip bir dag gezintisine cikmis ve havanin yeterince temiz ve kucuk yaratiklardan arinmis olduguna inandigi bir ortamda deney duzenegini hazirlamis. Duzenege S bicimindeki borudan hava rahatlikla girebilmekte, fakat PASTEUR'un suphelendigi gibi havadaki kucuk canlilar (bakteri ve mantar sporlari) giremiyordu. Aylar sonra bile et suyunda bir tek canli gozlenmedi. PASTEUR'un bu deneyinden sonra abiyogenez, bilim tarihinde hak ettigi yeri aldi.

Biyogenezin zaferi; cevaplanmasi gereken onemli bir sorunu da beraberinde getirdi: Madem ki her canli baska bir canlidan meydana geliyor;
BIYOGENEZ

Ilk canlilar problemini cozmek icin bir cok hipotez ortaya atildi. Acaba her canli kendi benzeri bir ataya mi sahipti. Yoksa her canlinin kökeni bir tek canliya mi dayaniyordu.

Polifiletik Köken: Bugun var olan canlilarin kendileri benzeri atalardan meydana geldigini one surer. Simdi bu gorusu sinayalim. Elimizdeki veriler soyle : Bu goruse gore bir balina bir balinadan olusmali Fosil kayitlarindan bildigimize gore bugunku canlilarin bazilari (memeliler ve kuslar) jeolojik zamanlari dusundugumuzde cok yeni ortaya cikmistir. Jeolojik zamanlarda geriye dogru gittikce bulunan fosillerin gelismislik dereceleri duser. 3.5 milyar yil oncesinden sadece bir hucrelilerin fosillerine rastlanmistir. Bugunku canlilara tam olarak benzemese de onlari andiran canlilarin fosilleri bulunmustur.

Bu verilerden su sonucu cikarirsak sizce hata yapmis olur muyuz?

Bugunku canlilarin pek cogu eskiden yoktu ama onlara benzeyen, genelde daha ilkel canlilarin fosillerini buluyoruz. Eski caglara dogru gittikce daha da ilkellesip en sonunda sadece bir hucrelilerin rastlandigi bir caga geliyoruz ve daha sonrasinda fosil bulamiyoruz. Simdi bastan sona dogru dusunerek sunu bulun : canlilik bir hucreli ilkel canlilarla basladi ve geliserek gunumuzdeki canlilari meydana getirdi. Kutlarim, canliligin nasil meydana geldigini buldunuz. Ama bilimde yazili olmayan bir kural vardir : eger bir sorunu cozume kavusturursaniz ortaya cozmeniz gereken en az iki sorun cikar. Iste size sorunlar : Acaba gunumuzde gordugumuz her canlinin ilkel,tek hucreli bir atasi var miydi?

Bu ilkel canlilari daha karmasik canlilar olmaya iten sebep nedir?

Bu sorularin cevabine gecmeden once yukaridaki verilerden gelistirebileceginiz baska bir dusunceden bahsetmek istiyorum. Oyle ya, bilimde bir soruna birden fazla cozum uretip,iyi olani secme hakkiniz her zaman vardir ve boylesi her zaman daha iyidir.

Asagidaki yazi bir Lise Din Kulturu ve Ahlak Bilgisi dersinde "Islamda Yaratilis" konusu anlatilirken gecmistir. (Abartma orani %5'ten azdir). Bu tarz dusunce bicimlerinin ilk ve orta ogretimde endise verici derecede yaygin oldugunu soylemeden gecemiyecegim

"Aslinda bu fosilleri toplayan bilimadamlarinin hepsi dinsiz. Cok eski zamanlara ait gelismis canlilara ait fosilleri bulduklari zaman yok ediyorlar. (Allah'in isine bakin ki yuzlerce yildir bir tane dinsiz olmayan paleoantolog cikmamis, butun fosilleri yok etmisler.) O dinozor minozor zimbirtilarinin iskeleti miskeleti de yok, onlari dinsiz sanatcilar cizmis, dinsiz plastik ureticisi ve dinsiz kimyacilar da bu dinsiz fosilleri yapip bizi dinden cikartmak istiyorlar. Hatta bir gun dinsizin biri cikip da o fosiller bulundugu zaman plastik milastik yoktu demesin diye de plastigi bulduklarini onca yil saklamislar.Oyle 3.5 milyar yil diye birsey yok, hepsi uydurma bunlarin. Bu bilimadamlarinin hepsi kafir, yalanci." diye de dusunebilirsiniz. Bilimde suphecilik cok onemlidir ama dusuncelerinizi somut kanitlarla desteklemek zorundasiniz. Iste hendek,iste fosil. Hodri meydan... Gercekten bu kadar seckin insan yalan soyluyorsa, eger baska sekilde yaratildiysak, bunu bilmek isterim.

Biz yeniden bilimsel sorunlarimiza donelim. Verileri bir daha okuyun da baslayalim.

Birinci soruna cevabi sistematik biliminden yola cikarak verelim. Sistematik, canlilari benzer ozelliklerine gore gruplandirarak incelenmelerini kolaylastirir. Gruplandirma, dallanan basamaklar seklinde en buyuk canli gruplari olan alemden ture kadar iner. Siniflandirmadaki basamaklar sunlardir : Alem, Sube, Sinif, Takim, Aile, Cins ve Tur. Bugun genel kabul goren sisteme gore butun canlilar 5 buyuk aleme ayrilir : Monera : Ilkel bir hucrelileri icine alir. (Bakteri ve mavi-yesil algleri kapsar). Protista : Karmasik, bir hucrelilerdir. (Amip,terliksi hayvan gibi...) Fungi : Mantarlarin olusturdugu gruptur. Bitkiler Hayvanlar

Eskiden sadece bitki ve hayvanlar alemi kullaniliyordu. Bugunlerde Monera alemini parcalayip alem sayisini artiran bilimadamlari var. Bu gruplandirmalar tur haric tamamen yapaydir ve daha once de soyledigimiz gibi arastirmalari kolaylastirmak icin yapilmistir. Ama bu bizim varacagimiz sonucu etkilemeyecek.

Hayvanlar Alemini ele alirsak birbirine daha fazla benzer ozellikler gosteren hayvanlari kapsayan 32 farkli subeye ayrilir. Diger alemler de kendi iclerinde bu sekilde dallanarak acilir. Hayvan Subelerinden Bazilari Sungerler Yassi solucanlar :Planarya, karaciger kelebekleri ve seritler, bu subeye ornektir. Yuvarlak Solucanlar Yumusakcalar :Midyeler, salyangozlar, kafadanbacaklilar (ornek:ahtapot) siniflarini icerir. Halkali Solucanlar :Yoprak solucani Eklembacaklilar :Bazi eklembacakli siniflari : Atnali yengecleri Deniz orumcekleri Arachnida (Orumcek,akrep ve akarlari icine alir) Kabuklular (Yengecler ve istakozlar) Bocekler (En yaygin hayvan grubudur. Tanimlanmis bir milyondan fazla turu vardir.) Derisidikenliler (Denizyildizlari, Denizkestaneleri) Chordota (Sirtipliler):Omugalilar alt-subesini icerir OMURGALILAR

Bu alt-subenin siniflari : Cenesizler Kikirdakli Baliklar : Kopekbaliklari ve vatozlar Kemikli Baliklar : Diger baliklarin cogunlugu Ikiyasamlilar : Kurbagalar ve semenderler Surungenler : Kertenkeleler, timsahlar, kaplumbagalar, yilanlar vs.. Kuslar Memeliler : 3alt sinifi kapsar Gagali Memeliler Keseliler Gercek Doguran Memeliler (17 takimdan olusmustur) Gercek Doguran Memeliler

Bazi takimlari : Bocekciller : Kostebekler ve kirpiler Yarasalar Primatlar : Maymunlar ve insanlar Tavsanlar Cetacea : Balinalar ve yunuslar Carnivora : Kedigiller,kopekgiller,vs.. Hortumlular : Filler Tektoynaklilar : At,zebra ve gergedanlar

Takimlar da daha sonra dallanarak bircok ailelere, aileler cinslere, cinsler de turlere ayrilir. Dikkat ettiyseniz balinalar,filler diyoruz. Cunku bir balina veya bir fil yok, kendi aralarinda turlere ayriliyorlar. Canlilarin pek cogunu tur seviyesinde ayirabilmek icin bu hayvan grubu uzerinde uzmanlasmis olmak gerekir. Cunku ayni cinsin kapsadigi iki tur arasinda sadece birkac nuans vardir. Fakat bu farklar iki canlinin birbiriyle ciftlesmesini engeller. Bilinmesi gereken diger bir kavram olan alt-tur, bir tur icindeki farkli gruplardir. Alt-turler birbirleri ile verimli doller verebilirler.

Bu kadar sistematik bilgisine ne gerek vardi? Her canlinin ilkel, tek hucreli bir atasi var miydi? sorusunun cevabi bu bilgilerde yatiyor. Simdi tekrar geriye dogru dusunuyoruz. Birbiriyle verimli dol veren, cok kucuk farkliliklar tasiyan alt-turler birlesip turu olusturuyorlar. Farkli turlerin bir araya gelmesi ile cinsler meydana geliyor. Aslan ile kaplan ayni cinsten iki hayvandir. Cinsler birlesip aileleri olusturur. Aslan,kaplan ve kedi ; kedigiller ailesindendir. Kedigiller, kopekgiller (kurt,cakal) ve ayilar carnivora takimini olustururlar. Bu takim,memeliler sinifina, omurgalilar alt-subesine, oradan da hayvanlara ulasir. Her basamak cikisimizda canli sayisi artar ve birbirinden farkli canlilar ayni gruba dahil olur. Sonunda elimizde 5 alem kalir. Evrimsel surec icerisinde de aynen bu sekilde canlilar birbirlerinden farklilasarak bugunku tur cesitliligini saglamislardir. Fosil kayitlari da bu savimizi kanitlayacak sekildedir. Yalniz bazi donemlerde tur sayisinda ani bir dusus yasanmis, pek cok tur yok olmustur. Dinazorlarin yok olusu da bunlardan biridir.

O zaman soyle bir sonuc cikartabiliriz. Butun canlilar 5 alemi olusturacak 5 ata hucreden olusmustur.

Monofiletik Koken :

Tum canlilarin hucrelerden olusmasi, bir cogunun mayozla ya da mitozla cogalmasi, mitozla gelismesi, benzer karmasik molekullere sahip olmalari ve benzer cekirdek asitlerine sahip olmalari, onlarin ortak bir kokenden geldigine kanit olarak gosterilir.

Burada biraz molekuler biyoloji bilmekte fayda var galiba...

Protein Sentezi :

Canli hucreye molekuler duzeyde baktigimizda onun aslinda surekli madde giris-cikisinin oldugu, molekullerden yapilmis bir zarla cevreden ayrilmis, icerisinde ayni anda yuzlerce kimyasal reaksiyonun gerceklestigi, canli, molekullerden yapilmis bir balon oldugunu dusunebiliriz. Butun bu karmasayi duzenleyen, reaksiyonlari baslatip-durduran, ozel bir protein grubu olan enzimlerdir. Proteinler, yalniz enzimlerin yapisina girmezler, ayni zamanda hucrenin yapisina da katilir, diger molekullerle birlikte hucrenin tuglasi, harci ve kolonlari olur. Butun proteinleri, cok daha kucuk molekuller lan aminoasitler olusturur. Canlilarin yapisina giren 20 cesit aminoasit vardir. Bunlari 20 farkli renkte boncuk gibi dusunebiliriz. Butun proteinler bu 20 boncugun farkli sayi ve sira ile dizilmesinden olusmus tespihler gibidir. Peki bu boncuklarin nasil dizilecegine kim karar veriyor? Bir hucredeki tum proteinlerin plani, yonetici molekul olan DNA'da kayitlidir. DNA da yine bir boncuk sistemi kullanir. Fakat sadece 4 renk boncuk vardir. Birbirinin ardisira gelen 3 renk boncuk, bir aminoasite karsilik gelir. Bu 4 renkli nukleik asit bilgisinden proteinler nasil uretilir?

DNA'dan kendisinin bir cesit sablonu olan baska bir molekul uretilir. Buna mesajci RNA denir. Bu sablon, hucre icinde protein sentezinden sorumlu olan yapi olan ribozoma gider ve ona baglanir. Ribozom, sablonun bir ucundan digerine dogru okurken her 3 boncuga karsilik bir aminoasit alir ve birbirine birlestirerek aminoasit boncuklarindan meydana gelen bir tespih olusturur. Yani proteini sentezler. Bu mekanizma tum canlilarda aynidir. Bir canlinin DNA'sinin bir parcasi alinip baska bir canliya aktarilirsa o parca da kodlanmis protein yeni canlida once mesajci RNA'ya, sonra da ribozomda proteine donusturulur. Kisacasi tum canlilar ayni dili konusur.

Bu bilgilerin isigi altinda, yeryuzundeki tum canlilari 4 farkli boncugun farkli sira ve sayida dizilmesiyle olusan tespihler olarak dusunebiliriz. Tek farki, bu tespihler kendi kendilerini cekip bir ise yariyorlar. Canlilarin ortak bir atadan geldigini dusunmemizin en onemli sebebi, iste bu ortak dildir.

Heterotrof Hipotezi

Ilk canlinin neye benzedigi uzerine bugunlerde kabul goren hipotez, onun kendi besinini kendi yapamayan, dis ortamdaki besinleri kullanan, basit bir canli oldugudur. Daha sonra bu ilkel canli geliserek ve dallanarak tum canlilari olusturdu.

Yalniz monofiletik gorusun cevaplayamadigi bazi sorular var. Her ne kadar tum canlilar molekuler duzeyde ayni gorunseler de hucresel yapilarinda buyuk farkliliklar tasiyorlar. Hucreler enerji saglamada 4-5 farkli sistem kullaniyorlar. Bitki ve hayvan hucreleri arasindaki ig iplikleri farki, onlarin ortak kokenden geldikleri konusunda suphe uyandiriyor.

Bu konuya hocalarimizin ilk canlilardan ve canliligin kokeninden bahsederken kullandiklari baslangic cumlesi ile son veriyorum:

Yasam, 3.5 milyar yil once bir ya da birkac ilkel hucre ile basladi...

Turlerin Kokeni :

Artik tum canlilarin ortak bir atadan koken aldigini ogrendik. Peki ama canlilari daha karmasik yapilar seklinde organize olmaya iten sebep nedir? Turler neden degisiyor?

Genesis :Turlerin olduklari gibi yaratildigini ve degismeden kalitildigini savunan bu gorusun etkileri hala toplumlarda, abiyogenez gibi, suregelmektedir. Biyoteknoloji cagina girmeden once turlerin degismedigine inanmayi bir olcude makul gorebiliriz. Islah calismalarinin yapilmadigi, gen aktariminin bilinmedigi zamanlarda yuzbinler, milyonlarla ifade edilen yillar boyunca suren degisimin fark edilememesi normal sayilabilir. Bugun ciftci amcam, yetistirdigi bugdayin elli yil once yetistirilen bugdaydan, domatesin domatesle ne kadar farkli oldugunu kendisi de biliyor. Peki Avrupa'dan getirilen inekle bizim yillarca hicbir islah calismasina tabi tutulmamis ciliz inekcik birbirine ne kadar benziyor? Tavuk yetistiricileri once et tavugu mu, yoksa yumurta tavugu mu yetistireceklerine karar vermiyorlar mi? Guvercin besleyenler kac cesit guvercin oldugunu benden iyi bilirler. Kedi ve kopeklerden bahsetmeye gerek var mi, bilmem. Kanislerin buyuk buyuk dedelerinin kurtlar olduguna inanmak zor, degil mi? Bir sempanzeyle-insan birbirine daha cok benzemiyor mu? Nerede o eski domatesler mirim?

Iki hayvan birbiri ile dogal kosullarda ciftlesip, verimli doller veremiyorsa onlar farkli turden iki hayvandir. Ve evrimsel surec icerisinde yollari ayrilmistir.

Bana pek mumkun gorunmuyorsa da bir bilen bana bir kanisle bir senbernarin ciftlesip ciftlesemedigini bildirirse mutlu olurum.

Turlerin degistigi konusunda artik hemfikir olmusuzdur herhalde...

Turlerin degisimi konusunda ilk kapsamli kuram 1809 yilinda Fransiz zoologu Jean Baptiste Lamarck tarafindan ileri suruldu. Lamarck'in adiyla da anilan bu gorusu, kullanma-kullanmama hipotezine gore :

Eger bir organ fazla kullaniliyorsa o organ gelismesini surdurerek daha etkin bir yapi kazanir. Kullanilmiyorsa korelir.

Lamarck ayrica yasam boyu kazanilan bu ozelliklerin bir sonraki dollere aktarilacagina da inaniyordu. Lamarck bu gorusleri ile zurafalarin uzun boyunlarini, karincaayisinin dislerini yitirmesini, su kuslarinin perde ayaklarini acikladigini dusunmustu.

Kalitim yasalarinin ortaya cikmasi ve bir degisimin yavrulara aktarilmasi icin esey hucrelerinde meydana gelmesi gerektiginin ogrenilmesi ile bu gorus gecerliligini yitirdi. CHARLES DARWIN VE ALFRED WALLACE :

Charles Darwin'in evrim bilimine iki onemli katkisi oldu. Birincisi, organik evrim dusuncesini destekleyen bir kanitlar dizisini toplayarak ve derleyerek bilim dunyasina sundu. İkincisi, evrim mekanizmasinin esasini olusturan dogal secilim kuraminin ilkelerini ortaya cikardi. Darwin, evrimin dogasiyla ilgili dusuncelerini Beagle adli gemi ile ciktigi 5 yillik dunya gezisi sirasinda Malthus ve Lyell'in fikirlerinin etkisi altinda gelistirdi.

Malthus; canlilarin geometrik olarak cogalirken besin kaynaklarinin aritmetik bir sekilde arttigini, bunun sonucunda da dogada bir yasama savasinin oldugunu soylemistir.

Jeolog Lyell ise canlilarin cevre kosullarinin uzun surede etkimesiyle degistigini savundu.

Darwin, dunyayi dolasirken Alfred Wallace da yine Malthus'un yazilarinin etkisi altinda 8 yil Malaya ve Dogu Hindistan'da ve 4 yil da Amazon Ormanlarinda hayvanlar ve bitkiler uzerinde arastirmalar yaparak Darwin'le ayni sonuclara ulasmisti.

Wallace, hazirlamis oldugu bilimsel kitabin taslagini Darwin'e gondererek ilisikteki mektubunda eger calismasini ilginc bulursa onu, Linnean Society kurumuna sunmasini diliyordu. Darwin, kendi kitabi olan : Dogal Secilim ya da Yasam Savasinda Basarili Irklarin Korunmasiyla Turlerin Kokeni ile Wallace'in kitabi Orjinal Tipten Belirsiz Olarak Ayrilan Varyetelerin Egilimi 'ni birlikte basilmak uzere Linnean Society'ye teslim etti. Ilk gun kitaplarin hepsi satildi. Ozunde organik evrimin benimsenmesi icin zemin hazirdi. Cunku jeolojide, paleontolojide, embriyolojide, karsilastirmali anatomide bir cok asama kaydedilmis ve birden yaratilmanin olanaksizligi ortaya konmustu.

Darwin calismalarina devam etti, birinci eserinde deginmedigi insanin evrimi ile ilgili dusuncelerini, Insanin Olusumu ve Eseye Bagli Secilim adli eserinde yayinladi. Bu eserde insanin diger memelilerden pek farkli olmadigi ve onlarla ayni evrimsel yasalara tabi oldugunu savundu. Yuzyillar boyunca evrenin kendileri etrafinda dondugune inanan insanlar, bu ikinci darbeye de buyuk tepki gosterdiler. Fakat biyolojideki yeni gelismeler ve bulgular, ozellikle kalitim konusundaki bilgilerin birikmesi Darwin'in gorusunun ana hatlariyla dogru oldugunu kanitladi.

Dogal Secilim Kuraminin Ana Hatlari : Bu kuram ana hatlariyla iki gercegi ve 3 varsayimi ortaya cikarmistir.

Gercekler : Tum canlilar, sayilarini korumaya yetecek oranin uzerinde cogalir. Bir disi ve erkek yasamlari boyunca 2'den fazla yavru meydana getirir (Eger daha once olmezlerse). Dogal kosullarla elimine edilen bireylerle bu fazlalik azaltilir, denge saglanir. Bir ture ait canlilar kendi aralarinda birbirlerinden farklilik gosterirler. Kardesin kardese benzememesi gibi..

Varsayimlar : Yasamini surdurebilen bireyler, meydana getirilen bireylerden cok daha az olduguna gore bu bireyler arasinda hayatta kalabilmek icin bir yasam savasi ortaya cikar. Iyi uyum yapacak ozellikleri tasiyan bireyler, yasam kavgasinda, bu ozellikleri tasimayan bireylere karsi daha etkili bir savasim ozelligi gostereceginden, ayakta kalir, gosteremeyenler yok olur. Bir bolgedeki secici kosullar, diger bolgedekilerden farkli oldugundan ozelliklerin secimi de her bolgede farkli olur. Cevrede meydana gelecek yeni degisiklikler, tekrar yeni uyumlarin secilmesini saglar. Bircok dol boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, bir zaman sonra, atasindan tamamen degisik yeni bireyler toplulugunun ortaya cikmasini saglar. Farklilasmanin derecesi, degisim gecirmis ve gecirmemis canli gruplarindaki bireyler bir araya getirildiginde ciftlesemeyecek, ciftlesse dahi verimli doller meydana getiremeyecek duzeyde ise, artik bu iki grup iki farkli tur grubu olarak degerlendirilir.

Kafaniza yatmayan birsey var mi? Gordugunuz gibi, olay cok basit ve mantikli. Universite sinavlari, siyasi secimler ve futbol musabakalari da hep bu dogal secilim mantigiyla isler. SON SOZ : Umarim yazimi begenmissinizdir. Umarim kafanizda birkac soru olusturabilmisimdir. Yazim amacina ulastiysa sunlari ogrenmis olmalisiniz : Hicbir canlinin kendiliginden birdenbire olusamayacagini, Canlilarin ortak bir kokenden geldigini, Biraz sistematik bilgisi, Insanin bir hayvan oldugunu, Canlilarin neden ve nasil degistigini.

Ve eger yazim amacina ulastiysa bana bir suru soru sormanizi bekliyorum, sorulariniz icin kulubun Bir Bilene Sorun bolumunu kullanabilirsiniz.

Size neleri anlatmadim? Inorganik Evrim : Buyuk patlamadan ilk canliya kadar olan surec; zaten bunu becerebilecegimden supheliyim. Ama size 2 kitap tavsiye edecegim : Steven Weinberg, "Ilk 3 Dakika" (Tubitak Yayinlari) Stephen Hawking, "Zamanin Kisa Tarihi" (Milliyet) Hucresel Evrim : Itiraf etmeliyim ki, buralari da bu yazimda bitirip sicak kanli canliya kadar gelmeyi dusunuyordum ama tembellikten yetistiremedim. Gelecek ay bunu hallederiz. Evrimlesmeyi saglayan duzenekler Evrimi destekleyen kanitlar Evrim bilimindeki bazi sorunlar

Bunlari zaman icinde anlatacagiz. Bizi izlemeye devam edin. TESEKKURLER

Asena'ya, Ercin'e ve BBM Kulubune sonsuz tesekkurler... Onlar olmasa bu yaziyi asla bitiremezdim. Tesekkurler... En Son Soz :

Her ne kadar su anda dogal secilimin ellerinden kurtulmus gozuksek de insan evrimin urunudur ve evrim insanlari bir sekilde etkilemeye devam etmektedir. Evrimi kabul etmemek, evrim tarafindan secilme tehlikesini engellemez.

Insanlar gercekleri; ancak hazir olduklari zaman kendi gozleriyle gorebilirler. Keske gercekleri insanlarin gozune sokabilseydik, ama yapamiyoruz. Sadece hazirlanmalarina yardim edebiliriz.

Umarim bir olcu de olsa buna yardimci olmusumdur.

Umarim gercekleri farkettigimizde cok gec kalmis olmayiz.

Bu calisma Hacettepe Universitesi Biyoloji Bolumu sitesinden alinmistir.Daha fazla bilgi almak icin : adresine ugrayınız








Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!