DOĞAL SEÇİLİM
Bir populasyon, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur.Ayrıca meydana gelen mutasyonlarla,populasyonlardaki gen havuzuna yeni özellikler verilebilecek genler aktarılır.Bunun yanısıra mayoz sırasında oluşan krossing-overler ve rekombinasyonlar,yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar.İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler ( yani genler ) nedeniyle , çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma organlarını verir.Yalnız çevre koşulları her yerde ve her zaman ( özellikle jeolojik devirleri düşünürsek ) aynı değildir.Bunun anlamı ise şudur: belirli özellikleri taşıyan bireyler, bilirli çevre koşullarına sahip herhangi bir ortamda, en başarılı tipleri oluşturmalarına karşın, birinci ortamdakilerin farklı çevre koşulları gösteren başka bir ortamda, ya da zamanla çevre koşullarının değiştiği bulundukları ortamda , uyum yeteneklerini ya tamamen ya da kısmen yitirirler.Bu ise onların yaşamsal işlevlerinde güçlüklere ( döllenmelerinde, embriyonik gelişmelerinde,erginliğe kadar ulaşmalarında,üremelerindei besin bulmalarında, korunmalarında...v.s...)neden olur.Böylece erginliğe ulaşanlarının , ulaşsalar dahi fazla miktarda yavru verenlerinin, verseler dahi bu yavrularınhayatta kalanlarının sayısında büyük bir azalma görülür.Bu çevre koşulları belirli bir süre ( genellikle uzun bir süre) etkilerin sürdürürse, belirli özelliklere (gen yapısına) sahip bireyler devamlı ayıklanacak ve taşıdıkları genlerin gen havuzundan eksilmesiyle, gen frekanslarında değişmeler ortaya çıkacaktır.Bu seçilim, çoğunluk döller boyunca sürer.Bir zaman sonra da bu gen bileşimindeki bireyler topluluğu tamamen ortadan kalkmış olur ( jeolojik devirlerdeki birçok canlının çevre koşulları nedeniyle soyunun tükendiğini anımsayınız.) Buna karşın, başlangıçtaki populasyonlarda bu çevre koşullarına uyum yapabilecek özelliklere ( gen bileşimlerine ) sahip bireyler korunduğu için ve dolayısıyla taşıdıkları genlerin frekansı gen havuzunda sürekli artar.Böylece, bir zaman sonra, yeni mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip, uygun olanlarının ayıklanmasıyla da, başlangıçtaki populasyona benzemeyen, tamamen ya da kısmen değişmiş populasyonlar ortaya çıkar.
Burada dikkat edilecek husus, bireylerin hayatta kalmalarının yalnız başına evrimsel olarak birşey ifade etmemesidir.Eğer taşıdıkları genler, gelecek döllerebaşarılı bir şekilde aktarılmıyorsa, diğer tüm özellikleri bakımından başarılı olsalarda, evrimsel olarak bu niteliklere sahip bireyler başarısız sayılırlar.Örneğin,kusursuz fiziksel bir yapıya sahip herhangi bir erkek, kısırsa ya da çiftleşme için yeterli değilse, ölümüyle birlikte taşıdığı genler de ortadan kalkar ve evrimsel gelişmeye hiç bir katkısı olmaz.Ya da güçlü ve sağlıklı bir dişi, yavrularına bakmaiçgüdüsünden yoksun ise ya da yumurta meydana getirme gücü az ise, populasyonda önemli bir gen frekansı değişikliğine neden olamayacağı için, evrimsel olarak başarılı nitelendirilemez.Demek ki ; doğal seçilimde başarılı olabilmek için , çevre koşullarına diğerlerinden daha iyi uym yapmanın yanı sıra , daha fazla sayıda yumurta ya da yavru meydana getirmek gerekir.
DOĞAL SEÇİLİM KURAMININ ANA HATLARI
Bu kuram ana hatlarıyla iki gerçeği, üç varsayımı ortaya çıkartmıştır.
1)Tüm canlılar, ortamdaki sayılarını koruyacak matematiksel oranların üzerinde çoğalma eğilimindedir.Elemine edilen bireylerle bu fazlalık azaltılır ve populasyonların dengede kalması sağlanır.Doğal koşullar sabit kaldıkça bu denge korunur.
2)Bir türe ait populasyondaki bireylerin kalıtsal özelliği birbirinden farklıdır.Yani canlı populasyonlarının hepsi varyasyon gösterir.Darwin ve Wallace , bunun nedenini tam anlayamadılar ve varyasyonların canlıların iç özelliği olduğunu varsaydılar.Bugün bu varyasyonların mutasyonlarla olduğu bilinmektedir.
Varsayımlar;
1) Ayakta kalan bireylerin sayısı, başlangıçta meydana gelenlerden çok daha az olduğuna göre, ayakta kalabilmek için canlılar arasında karşılıklı besin, yer vs. için , savaşım, ayrıca sıcaklık , soğukluk , nem vs. gibi doğal koşullara karşı bir mücadele vardır.Bu savaşım ve mücadele bir ölüm kalım kavgasıdır.Gerek besin ve yer gereksinmesi aynı olan canlı türleri arasında ve gerekse normalden daha fazla sayıda bireyle temsil edilen populasyonlardaki aynı türe bağlı bireyler arasında, yani doymuş populasyonlarda bir yaşam kavgası vardır.Bu görüş ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır."YAŞAMAK İÇİN SAVAŞ "
2)İyi uyum yapacak özellikleri (=varyasyonları) taşıyan bireyler, yaşam kavgasında, bu özellikleri taşımayan bireylere karşı daha etkili bir savaşım gücü göstereceğinden , ayakta kalır, gösteremeyenler ise yok olur.Böylece bulunduğu bireye o koşullara en iyi uyum yapabilecek yeteneği veren özellikler, gelecek döllere kalıtılmış olur.Bu varsayımın anahtar cümleciği "BİYOLOJİK OLARAK EN İYİ UYUM YAPAN AYAKTA KALIR "
3) Bir bölgedeki koşullar diğerlerinden farklı olduğundan, özelliklerin seçimi de her bölgede, koşullara göre farklı olur.Çevrede meydana gelecek yeni değişiklikler, tekrar yeni uyumların meydana gelmesini sağlar.Birçok döl boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, daha doğrusu doğal seçilim, bir zaman sonra, atasından tamamen değişik yeni bireyler topluluğunun ortaya çıkmasını sağlar "UYUMSAL AÇILIM " Farklılaşmanın derecesi , eskiyle yeni populasyondaki bireyler bir araya getirildiğinde çiftleşemeyecek, çiftleşse dahi verimli döller meydana getiremeyecek düzeye ulaşmışsa, artık bu iki populasyon iki farklı tür olarak değerlendirilir.Bir ata populasyondakibir kısım bireyler, taşıdıkları varyasyon yetenekleriyle herhangi yeni bir ortama uyum yaparken, diğerleri de taşıdıkları farklı varyasyonlar nedeniyle daha değişik bir ortama uyum yapabilir.Böylece uyumsal açılım ortaya çıkar.Bununla beraber bitkiler ve hayvanlar, yaşam kavgasında , bulunduğu koşullarda, yararı ya da zararı olmayan diğer birçok varyasyonu da meydana getirebilir ve onları daha sonraki döllere aktarabilir.(Nötral Mutasyonlar)
Darwin'in kuramı o kadar akla yatkın ve o kadar kuvvetli kanıtlarla desteklendi ki birçok biyolog onu hemen kabul etti.Daha önceki varsayımlar, yararsız organların ve yapıların neden meydana geldiğini bir türlü açılığa kavuşturamamıştı.Bugün türler arasında görülen birçok farkın, yaşam savaşında hiçte önemli olmadığı bilinmektedir.Fakat bu küçük farkları meydana getiren genlerdeki herhangi bir değişiklik, yaşam savaşında büyük değerler taşıyan fizyolojik ve yapısal değişikliklerin meydana gelmesine neden olabilir.Uyumsal etkinliği olmayan birçok özelliği meydana getiren genler, kromozomlar içinde yaşamsal öneme sahip özellikleri meydana getiren günlerde bağlantı halinde olabilir.Bu durumda bu varyasyonlar elenmeden gelecek döllere aktarılabilir.Bu uymsal etkinliği olmayan genler , bir populasyon içerisinde gelecekteki değişikliklerdekullanılmak üzere, ya da genetiksel sürüklenmelerde kullanılmak üzere fikse edilmiş olarak bulunur.
EVRİMİN DÜZENEKLERİ
"En iyi uyum yapan ayakta kalır"
"En iyi uyum yapan ayakta kalır" sözcükleri Darwin-Wallace kuramının anahtarıdır.Fakat besin,yer,su,güneş için bireyler arasındaki savaşımın ,zannedildiği gibi büyük evrimsel güç olmadığı ,buna karşın döller boyunca sürekli olan populasyonların evrimsel değişme için önemli olduğu daha sonra anlaşıldı.Bu durumda evrimsel değişimlerin birimi bireyler değil populasyonlardır.
DOĞAL SEÇİLİM Bir populasyon,kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur.Ayrıca,meydana gelen mutasyonlarla,populasyonlardaki gen havuzuna yeni özellikler verebilecek genler eklenir. Bunun yanısıra mayoz hücre bölünmesinde oluşan krossing-over,sıçrayan genler,rekombi nasyonlar yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar.İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler nedeniyle ,çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları ,onların,doğal seçilimden kurtulma oranlarını verir.Seçilim uzun döller boyunca sürünce seçilen bireylerin genlerinin frekansı artacaktır.Böylece bir zaman sonra yeni mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip ,uygun olanlarının ayıklanmasıyla da,başlangıçtaki populasyona benzemeyen,tamamen ya da kısmen değişmiş populasyonlar ortaya çıkar.
Dengelenmiş seçilim : Eğer bir populayon çevre koşulları bakımından uzun süreli den geli olan bir ortamda bulunuyorsa,çok etkili kararlı ve dengeli bir gen havuzu oluşur.Böylece dengeli seçilim,var olan gen havuzunun yapısını devam ettirir ve meydana gelebilecek sapmalardan korur.Örneğin,keseliayılar(opossum)60 milyon,akrepler 350 milyon yıldan beri gen havuzlarını hemen hemen sabit tutmuşlardır.Dengeli seçilimde ,üstteki ve alttaki değerleri taşıyan bireyler sürekli elendiği için ,populasyon dengedeymiş gibi gözükür.Örneğin ,bebeklerde kafatasının ,dolayısıyla beynin ve keza vücüdun büyüklüğü dengeli seçilimin etkisialtındadır.Belirli bir kafatası ve vücut büyüklüğünün üstünde olanlar doğum sırasında annenin çatı kemiğinden geçemedikleri için elenirler,çok küçük olanları da uyum yeteneklerini yitirdikleri için elenirler.Böylece,örneğin bebeklerde beyin ve vücut büyüklüğü belirli sınırların içinde kalır.
Dallanan Seçilim : Dengeli seçilimin tersi olan bir durumu açıklar.Bir populasyonda farklı özellikli bireylerin ya da grupların her biri,farklı çevre koşulları nedeniyle ayrı ayrı korunabilir.Böylece aynı kökten,bir zaman sonra,iki ya da daha fazla sayıda birbirinden farklılaşmış canlı grubu oluşur.(ırk-alttür-tür).Özellikle bir populasyon çok geniş bir alana yayılmışsa ve yayıldığı alanda değişik çevre koşullarını içeren bir çok yaşam ortamı(niş) varsa,yaşam ortamlarındaki çevre koşulları,kendi doğal seçilimlerini ayrı ayrı göstereceği için,bir zaman sonra birbirinden belirli ölçülerde farklılaşmış kümeler,daha sonra da türler ortaya çıkacaktır.Bu şekildeki bir seçilim "Uyumsal Açılımı" meydana getirecektir.
Yönlendirilmiş Seçilim : Doğal seçilimin en iyi bilinen ve en yaygın şeklidir.Özel koşulları olan bir çevreye uzun bir süre içerisinde uyum yapan canlılarda görülür.Genellikle çevre koşullarının büyük ölçüde değişmesiyle ya da koşulları farklı olan bir çevreye göçle ortaya çıkar.Populasyonlardaki özellikler bireylerin o çevrenin koşullarına uyum yapabileceği şekilde seçilir.Örneğin nemli bir çevre gittikçe kuraklaşıyorsa ,doğal seçilim ,en az su kullanarak yaşamını sürdüren canlıların yararına olacaktır.Populasyondaki bireylerin bir kısmı daha önce mutasyonlarla bu özelliği kazanmışlarsa ,bu bireylerin daha fazla yaşamaları,daha çok döl vermeleri,yani genlerini daha büyük ölçüde populasyonun gen havuzuna sokmaları sağlanır.Bu arada ilgili özelliği saptayan genlerde meydana gelebilecek mutasyonlardan,yeni koşullara daha iyi uyum sağlayabilecekler de seçileceğinden ,canlının belirli bir özelliğe doğru yönlendirildiği görülür."Yönlendirilmiş Yaratıcılk"